HER ŞEYİN/ BİTİM

Her şeyin beni içine çekerken neredeydin?

Hesabını veremeyeceğin kadar sevgi kalbime işlerken uzaklardan, ne yaptığını bilmeden öylece selamlarken görüyordum seni sonuna kadar istediğimi. Şimdi, geriye dönemem her adımı geri veren bir bedene güvenerek. İçinde bolca çocukluk ve ihsan, bencil tavrına yenilirken yaşadığın güzelliklerden hiçbirini bana vermedin, ellerinden kıvılcım görüyor ve gerçeği kuvvetle itiyordum. Zevk nasıldı dersin?

Her şeyi biliyorum. Görmek istemediklerini dahi. Kendimden aynaya yansıyan vücudumu ve içinden kahkaha, harman sırdaşı yaşlar hemen her gün duyduklarım. Duyuyorum, bir yerlerde kavrulanlar var. Söylemek istiyorum, hepsi gitmeye çalışan, yürek parçalayan, garip haldeler.

Ne kadar oldu senin için düşünmediğim? Yalan söylemeye çalışırsa dilim zaten duymayacaksın. Boş verdiklerim için acıma yok, artık halime bir kötek dahi yok. Bu illeti kaldırıp atmak imkansız olamaz. Fakat tenindeki ahenk, mis kokulu kahvenin diz çöktüğü renk üzerinde, aylarca yazacağım dizelerin sihrinde nasıl bu kadar güzelsin?

Biçare kalacak bir beden ve sen karşısında büyüklüğünden eğilmeyen, başka izler bırakacak zalimlikte, ne olursa olsun beni terk etmeyip yaşayacak mısın?

Bana bunu yapamazsın. O günü hatırlayan zihnime hediyesin, ruhuma ağrı verensin çünkü seni bilmediğim sıfatlardan temizliyorum. Akılsız, unutkan küçük şeyim. Acıyan düşlerimi unutuyorum, koşmaya adım atabileyim diye bu zahmeti taşıyorum. Yenilmeye uslanmayan halim sürüp gidiyor. Bu haller içinde oturur, ağlar, savaşırken garip hissetmekten öte gidemiyorum. Zafer nasıldır bilemiyorum. Sevinçle dost olduğumda gözlerinin her saniye gözlerime değişini hayal edemiyorum. Sanki tüm kötülükleri bırakıp sana koşmakta ısrar ediyorum. Nasıl böyle utanmaz hem de utangaç olabiliyorum?

Her saniye kendi havzamda gezintiye çıkarken sende takılmakla son noktayı buluyorum. Sen hangi kötülük içinde takılıyorsun? Bencilliğinle davet edildiğin sonsuzda birbirinize sarılıp son bakışı veriyorsunuz. Gülmekle kalıyorum. Bencilliğin içinden mutlu ve pişmanlıktan arınmış halimle, sen pişmanlığın doldurduğu vücudunda hissettiğin acıyla geçiyorsun. Yalnız, umutsuz kalışın elbet geliyor, aşk herkese olduğundan daha yakın. Kendine bir bak, heyecandan ölüme göz kırpıyorsun, neredeyse anlıyorsun.

Ben aklımın yittiği bu yere ait olamam. Binlerce ilaç, masa üstünde saçlar sebebiyet verdiği ölümü gösterirken onu bir kez yaşayacağıma emin olamam. Ölmek zamanı nerede bilemem. Senden başka hiçbir şey göremem, yıldızlı gecede ölmeye yakışan küçük şey olurken.

Seninle sonsuzda bir buluşma, iki kadehten biri kırılıp dökülen salkımları toplamak için eğilince ilk ve son kez tepeden görünen ruhun…

Oysa bakmanın mümkün olduğu her an sana uzanmayı önünde eğilmeye tercih ederim. Uslanmaz, ders almazsın. Hayatın sillesinden bir parça alıp doymadan yanıma uzanmazsın.

Fark ettiğim yeşilliğini bana satmazsın, yeşil ve narin olmazsın. Mütemadiyen azarlayan, yıkan sonra yeniden yapmayı akıl eden, geç ulaşan haline sahip çıkmazsın. Elinde yaz güneşi, onunla yanıp koyulaşıncaya kadar bekler, seni soymasına sabretmeden bir de tırnaklarında süzülen ışıkla yanarsın. Derin, siyahtan tonlarca açık, kıştan çok koyu ve her zamanki güzelliği ile üzerinde durur. Yaz, ellerin gibi kalbini de yakıp ısıtabilir mi?

Yaz güneş ile hep dost, sen de benimle dost olur musun?

Dost olalım, yakıcı ışıktan kalkan gibi sevgime karşılık sendeki nefreti tüm kötülüklerin üzerine atalım. Kötülük yok olursa dost nişanesi üzerimde varmışcasına sona ersin tavırlarım.

Çünkü sevmek fiilinden paylaşmayan bir devin karşısında küçücüğüm.

Çünkü ne sen beni anlıyorsun ne de ben sendeki karmaşayı görüyorum.

Kendimi görmeye çalışırken senin kırgın gerçeğine dönüyorum.

Özür diliyorum, beni kıran haline karşılık hiçbir şey beklemeden.

Bitti her kırgınlık, zamanın esiri iken rengine sarılmak isteyen halim gibi.

Kızamıyorum, bilmeden işlediğim ilmekleri söken yaramazlığıma karşılık incindiğim halimi vermiyorum. Çünkü yalnızca gitmek istediğim yere götürdün. Daha düşünmeden müteşekkir oldum, kimse böyle çabucak gün yüzüne çıkmazdı.

Gurur duy.

Sayısız ihtimali sana gelmeye kullanacak faniden sonsuza değin ayrılıyorsun.

1 thought on “HER ŞEYİN/ BİTİM

  1. Deryadan yeni inciler.Kalemine yüreğine sağlık geleceğin büyük yazarı.Gurur duy kendinle.Biz hepimiz seninle iftihar ediyoruz…👏👏👏👏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir