KANLI PAMUK

İşte ilham veren parçalardan biri. Mutlaka göz at: https://www.youtube.com/watch?v=HgPKH2oRXgU&list=LLQghMUznN8xtG3RMJQAU5Ow&index=19

Kanlı pamuk reçetimin özütü. Şimdi ne yapacağım, geleceği kendisinden öğreneceğim biri burada tekrar doğmamak üzere ölmüş. İçinde geçmişin yükü. Belki taşıyamayıp yerlere dökmüş. Eğildiğinde bir kez yere, gökyüzünün en parlağından büyük yıldız göremezdin. Bilemezdin, o her yeri kaplarken bedeninde ekseriyetini hissetmek kolay değil. Eksikliğini çözerek ayrılırsın evden, belki yeni bir hayat bulur seni. Orada mutlu olacağını sanarak harcarsın günleri. Şimdi mutlu olsana, yarın ne değişecek bu yılgınlıkla? Bir kez gerçek tarafından bak ki asıl mutluluk içinde. Gökyüzü açar ellerini sana yıldızlardan bir parça ile. Artık daha bilgesi doğmaz yeryüzüne, bilirsin.

Yeşil, mavi, yeşil. Sonsuza açılan kapı sarıdan sarmaşık. Çocukken gördüğüm rüyanın etkisinde, bitemeyecek ümitlerin bindiği bir teknedeyim. Rota belirsiz. Kaybettiklerimi attığım denizin okyanusa döndüğü yerde saklanır gerçeklerim. Orası ne mavi, ne yeşil. Karanlıktan öte yol bulunmaz diye bilirsin. Gelip görsen fikrin değişir. Şaşırır gözlerinde hareler, belirir gözlerini yakan güneşte siyah lekeler. Kalbinde siyah lekeler var ama sorun değil. Asıl mevzu gözlerindekiler.

Her şeyin semerini bıraktığın yerde arayacak mevzu yok. Basitleri büyütür, büyükleri hazmedemezsen devşirmeler gözlerin önünde büyür. Gözlerinden çıkanı büyülü diye kovar elinden dökülenler. Kırmızıdan daha şehvetli gül ağacına uzanır, kendinin olanı özünden koparmak isteyen parmaklar. Neden kırmızı bir kan damlası kadar dokunaklı? Eline batınca yere attığın yaprağında taşıdığı can sendekinden daha mı az korunaklı?

Kalbi kanıyor eline batan çiçeğin. Çiçekler, kalbindeki havzadan taşacak kadar kan kaybedenler. Naçiz, örselenmeye değecek, ölümlü dünyadan en kısa sürede istediğini alıp gidecek. Tek bir yer var, ne kadar yuvarlansa da o derinliğe erişemeyeceği. Senden çıkanlar bir yara, gülse de sonunda gözyaşı dökeceği. Yüzünde yılların izleri. Çeyrek asır dolmamışken böylesine ölgünüz. Söylemek mümkün olur mu gelecek için sabırsızız!

Ne olacağını bilmek bir yetenek değil, ancak eziyet. Olumlu düşün, yıldızları say, bak orada bir, iki, üç…

Hayat bundan ötesi olabilecek kadar karışık, yıldızlar gösteremez geleceği orası dünden dolaşık.

Yaşamak istiyor, yaprakları süslerken baharı evrenin.

Yaşamak istiyor, nefesi dolarken kırmızı et parçasına bedenin.

Gelsin günleri, peşi sıra koparılan takvimin.

Gerek var, parıldamasına sarışın güneşin.

Perdelerden içeri izin almadan girsin güneşin.

Güneş varken diğer yıldızları görmeyiz, en parlak o.

Kalbime iyi gel, güneş gibi doğ, karanlığı boğ.

Senden başlayarak gideceğim yolları yalandan arındırıyorum. Ezelden beridir gamım, şimdi sahici gülümsemeyi gamın üzerine koyarım. Tüm dünyanın benim olması gerekmez, bir senin için yaşarım. Yürek mezarını bulacağım yerde, yüzünden akan göz yaşının düşeceği toprağa uzanırım.

Yolları kesen haydutlar olmasa işim kolay. Kervanlar yapıyorum, isteğim sırf zengin olmak olduğundan mı? Sana bir şekilde ulaşacağım yollarda konaklamakta bedenim gece, gündüz. Ben güvenilmezim, sana gelene dek ne halt etmişim? Birinin yüzüme bakmasını böylesine isteyecek ne yaşamış, kaderin üzerinden geçmişim? Geriye dönüp bakmaya fırsat tanıyan bir haritam var. Tek kazancım budur. PEKİ NE GÖRÜYORUM?

Kimsenin beni sonsuza dek beklemeyeceği gerçeğiyle bıçağımı biliyorum. Sonra o bıçağı atıyor yerine düşüncelerimi koyuyorum. ŞİMDİ BİR DEĞİŞENDEN SÖZ EDEBİLİYOR MUYUM?

HAYIR. ÜZÜLEREK SÖYLEMİYORUM.

HAYIR, ÜZÜLEREK SÖYLEMİYORUM.

BİRBİRİNE IŞIK YILI UZAKTA İKİ CÜMLE GÖRÜYORUM.

Artık gerçeklerin dünyasındayım. Kalbi besleyen de beyin olduğundan ondan başkasına kabahat yok. Her senaryonun sorumlusu odur. Bu yüzden hiçbirimizde suçu başkasında arayacak meziyet yok.

Sevgiden kötü doğmaz. Aşk ise kıskançlık getirir, yüreği açıkta bırakır. Aç, susuz, yersiz bıraktığı kalple alay edercesine beynin kanatlarına sığınır. Onu istemesem de kapımı çalacağı vakti kollayıp uykularımı kaçırır. Saatler geçmek bilmez, yatağın sıcaklığı vücuda fayda etmez. Buzdan can bulmuş gibi soğuk olur bu defa canım, her şeyden bezmiş bir kenarda oturur. Sıkılgan, elinden yaşantısı alınmışçasına bezgin. Yıllara sığan günler düşer yaprakları buruşmuş takvimden. Hiçbir şey zamanla yarışamaz, bu değişmez ezelden. Öyleyse bırak yaptığın hesabı. Hepimiz aynı ama farklı birer canlı. Canla karşılaşmak için saldıkları doğamızdan koparılmış da yeni bir yere koyulmuş misali, şimdi her şey ters düz oluyor sanki. Bir sen aynısın.

Aynaya baktığında gözlerinde beliren o duygunun esirisin. Değişemezsin. İçinde hep aynı kişisin.

Gel benden tarafa. Orada seni bekleyen küçük bir cennet var.

Yüreğimde ne kadar buz varsa hiçbiri sıcaklığında erimeyecek kararlılığa sahip olamazlar.

BEYAZDAN GÖKYÜZÜNE UZANAN SARMAŞIĞIN İZİNDE HAYAT ZOR OLSA GEREKTİ. AMA PES ETMEK APTAL İŞİ.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir